Sevgili Eğitimciler
Yan tarafta adresini bulacağınız, öğretmen ve velilerin katıldığı
bir yahoo grubunda süren diyaloğu ilginç bulacağınızı düşünerek
sizlere tercüme ettim. Yine yantarafta adını verdiğim Marshall B. Rosenbergin
"Life Enriching Education" "Hayatı Zenginleştiren Eğitim" diye türkçeleştirdiğim
kitabını okuyan amerikalı matematik öğretmeni Robin doğru cevap ve
yanlış cevap konusunda düşüncelerini ve sorularını forumd açmış.
Gelen cevapları ve süren diyaloğu Marshalın eğitim öğretime
yaklaşımını anlamaya katkısı olacağını düşünerek sizlerle paylaşmak
istedim.
Keyifli okumalar:
19. Aralık 2006 da Robin yazmış:
" Herkeze merhaba,
Marshall ın ”Hayatı Zenginleştiren Eğitim” kitabını yeni okudum. Söylediği
bir şeye katılmıyorum. Konuyla igili görüşlerinizi duymak istiyorum.
“Doğru” ve “yanlış” kavramlarının değer biçme etiketleri/kategorileri
olduğunu, o nedenle en iyisi bu kavramları kullanmaktan kaçınmamızı
öneriyor, ve bir öğrencinin matematik sorusuna verdiği cevabı örnek
vererek (yanılmıyorsam 9 artı 6 eşittir onyedi gibibir örnekti) “kafam
biraz karıştı bu sonucu nasıl buldun bana açıklar mısın “ cevabını
veriyor.
Bence matematikte her zaman sonucun en basit anlamda yanlış olduğu (bir
sürü) durum vardır. Öyle değilmiş gibi yapmak himayecilik
olmaz mı acaba? Marshallın önerdiği yaklaşımı uyguladığımda insanları
“yanlış olmak” tan duyacakları rahatsızlıktan korumak için kendi
“gerçeğimden” değerimden vazgeçmek durumunda kalacağımdan
korkuyorum.
Marshallın yaklaşımının eğitim tekniklerine katkısı olabileceğini düşünüyorum
- örneğin, öğrencileri kendi cevaplarını keşfetmeye ve bunun uygun
olduğu inancını geliştirmeye yönlendirdiğimiz “Sokratik Yöntem”
e iyi bir örnek olabilir, ama kısaca cevabın yanlış olduğunu söylemek
genel bir önerme olarak hiç mi yerinde değil veya yardımcı
olmaz? Ne diyorsunuz?
Saygılar
Robin"
20. Aralık cevap
"Hakkında cevapları “yanlış” denen biri olarak açıkça kendi
adıma konuşmak istiyorum.
Çok basit, 5 sınıfta derse katılmaya son verdim. Sadece cevabın
kesin “doğru düzdün ve tamam” olduğuna inandığımda konuşurdum.
Bütün enerjimi kendimi keşfetmek, kendimi kabul etmek, öğrenme
ve kendi sürecimde öğrenmeyi öğrenmek ihtiyacımı karşılamak
yerine kabul görme, itibarımı kurtarma, becerikli görünme
ihtiyacıma, gruba ait olma çabasına harcardım.
Kendi adıma konuşursam, hangi ses tonu kullanılırsa kullanılsın bana bildirilen,
cevabımın “yanlış” olduğuydu. İster dilbilgisi olsun, ister bir tabağı nasıl
tuttuğum, ister onunla nasıl konuştuğum olsun özellikle annemden sürekli
olarak yaplığım yanlışları duymaktan öyle koşullanmıştım ki içimden
şişlenmiş gibi irkilir, mahcup olur, utanır, sıkılganlıla başkalarının doğru
cevabı bildiğini düşünür, sınıftaki diğer çocukların
benimle alay edeceklerini zanneder, geri zekalı olduğumu, onların benden
daha iyi bildiğini, daha akıllı olduklarını düşünürdüm
nasıl olur da bu kadar aptal bir cevap verebilirdim, vs., vs. 3 tane de benden
büyük ağabeyim vardı. Cocuk aklımla algıladığım bana biraz fazla
güldükleri idi.
Yanlış yaptığımın söylenmesi yerine bulduğum cevaba gerçekten
ciddi ilgi gösteren, bu sonucu nasıl bulduğumu merak eden ve saygı ile
bulduğum sonuca katılmayan bir öğretmen çok daha işime yaradı
doğrusu. Acaba bu yaklaşım saygınlık ihtiyacımı karşılar ve birlikteilik
anlamında değerlendirir miydim diye merak dediyorum.
Çocukken sınıfta yanlış yaptığı söylenen birisi olarak deneylerimi,
sınıfta çocuğun bizim bilemiyeceğimiz ona özel nedenlerden dolayı
tetiklenebileceğini sergilemek için paylaşıyorum. Benim için
Marshallın yaklağımı çok daha az saldırgan çocuğun bütün
ihtiyaçlarını gözönünde bulunduran ve ona öğrenme
ve keşfetme ihitiyacını daha canlı tutmaya yardımcı olacak daha şefkatli
bir yaklaşım.
Benim için işte böyleydi. O nedenle çocuklarıma yanlış
olduklarını söylemek yerine (olaki dosdoğru sorarlar, o zaman ben de
dosdoğru cevaplarım) buldukları sonuca nasıl vardıklarını merak ettiğimi
ifade etmeyi tercih ederim. Genelde bu 7 yaşındaki kızımın kararını değişitirmesine
yetiyor. Olmassa benim sonucumun farklı olduğunu bildiririm ve çözüm
aramaya devam ederiz.
Umarım yararlı olabilme arzu ve niyetime bu listedeki herkeze saygılı
olmak niyetime uygun kabul görür.
Samimiyet arzusu ve gayreti ile
Gail "
21 Aralık
Selam Gail,
Yazdıkların büyük bir berraklık ve ilham kaynağı oldu. Hem sempati
duydum hemde empatik bağ kurdum seninle.
Ben de 2 ablayla büyüdüm ve benzer biçimde tetiklendiğim
“alınganlık” düğmelerim vardı. Kendi aklımla beklenen ölçülere
uygun olup olmadığımı kestirmem ve kendi değerimi bulmam asla mümkün
değil gibiydi.
gerçekten öğrenmek için ve sorulara “doğru” mu “yanlış”
mı tasasını taşımadan cevap verme rahatlığını elde etmek için çok
kafa yormam ve içimi araştırmam gerekirdi.
Mektubundan öyle keyf aldım ki anlatamam. Onca zamandır içimde
olup biteni o kadar net yazmışın ki, şimdi aklımdan ve yüreğimden geçenleri
kağıda aktarılmış ve ifade edilmiş bulmak içimi açtı, ferahlık
duydum.
Bundan yakın zaman once bir Montesori orta okulunda çok keyf aldığım
bir olayı paylaşmak istiyorum.
Okul Müdürünün ricası üzerine öğrencilerle
Şiddetsiz İletişimi paylaşıyordum. Dersin sonunda bir öğrenci yanıma
gelerek, derste söylemedim çünkü öğretmeni memnun
etmek için söylendiğini sanmanızı istemedim. Sizinle beraberliğimizde
salt dinlenmiş olmak bile o kadar iyi geldiki “ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM”
dedi.
Şükran ve Sıcaklık ile
Sylvia Haskvitz