|
_______________________________________________
"Şiddetsiz İletişim bir
Yaşam Dili"
Cumhuriyetçi Türk
Partisi Birleşik Güçler Kadın Kolları ve Gençlik
Örgütü tarafından gerçekleştirilen 2 günlük
atölye çalışması tamamlandı
Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler
(CTP-BG) Kadın Kolları ve Gençlik Örgütü tarafından
12-13 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen “Şiddetsiz
İletişim Yaşam Dili”
konulu atölye çalışması tamamlandı.
24 kişiden Katılımcılar iki günlük çalışma
süresince “Şiddetsiz İletişim Yaşam Dili”nin alet çantasında
yer alan ve “Gözlem ile değerlendirmeyi ayırmak”, “Gözlemlenen
durumların uyandırdığı duygular”, “Duyguların hangi ihtiyaçlardan
karşılandığı” ve “bunları fark edince karşıdakinden hayatın gerçekleşmesi
için ne rica edilebileceği” şeklinde sıralanan dört
“aleti” kullanmayı öğrendiler.
Katılımcılar, bu dört bilgi kaynağına odaklanıp kendilerini
ile bağ kurarak karşısındakini suçlamadan eleştirmeden açık
ve dürüstçe kendilerini ifade etme yanında karşılarındakinin
ifadelerinde öfke ve düşmanlık bulunsa bile eleştirmeden
ve suçlamadan dinleyebilmenin çalışmasını yaptılar.
_________________________________________________
18-04-2008
|
______________________________________________________________
Ödül Aşık
Ülker
odul@kibris.net
Yeni DÜZEN
En
güçlü aracımız dilimiz
Şiddetsiz İletişim
Eğitmeni Vivet Alevi,
insanların şiddeti içselleştirdiğini vurguladı
“Konuştuğumuz zaman pencereler açabiliriz ya da
kapılar kapatabiliriz, insanların kalbini kırabiliriz veya insanlara
şifa verebiliriz, dilimiz öyle güçlü bir araç.
Ağzımızı açtığımız zaman şiddet başlayabiliyor”
CTP Kadın Kolları ve Gençlik Örgütü’nün
düzenlediği “Şiddetsiz İletişim Şefkat Dili” konulu semineri
veren Eğitmen Vivet Alevi, insanların şiddeti içselleştirdiğini
vurgulayarak, “Genellikle şiddetsiz iletişimi duyunca insanlar bana
‘biz kimseyi dövmüyoruz, kaba kuvvet kullanmıyoruz’ diyorlar,
akla bu geliyor. Oysa ki bizim sesimiz, sözümüz çok
kuvvetli bir araç.
“Bütün insanlar dünyanın her yerinde yaptıkları
eylemleri, bu eylemler korkunç eylemler de olsa, bir ihtiyaçlarını
karşılamak için yapıyorlar. Eğer biz insanların eylemlerinin
arkasındaki ihtiyaçlarını duyabilirsek, görebilirsek, fark
edebilirsek, onunla bağlantı kurabilirsek değişim mümkün
olur”
Soru: Şiddetsiz iletişim nedir?
Ağzımızı açtığımız zaman pencereler açabiliriz
ya da kapılar kapatabiliriz, insanların kalbini kırabiliriz veya insanlara
şifa verebiliriz, dilimiz öyle güçlü bir araç.
Ağzımızı açtığımız zaman şiddet başlayabiliyor. Şiddetsiz
iletişimi uygulamamız için içimizde şiddetsizleşmemiz
gerekiyor. İçleştirmişiz şiddeti ve bunun farkında değiliz” diye
konuştu.
“İktidar kurma üzerine kurulu bir kültür”
Soru: Yaşam dilinden ne kastediyorsunuz?
Alevi: İnsanlar birbirleriyle
iletişim kurdukları zaman otomatik davranışlarda bulunurlar. Eğitimimizden
gelen, kültürümüzden gelen, eğitim ve kültür
derken Türklerden ya da şundan bundan bahsetmiyorum insanlık
olarak oluşturduğumuz bir kültür var. Bu dünya üzerinde
oluşturduğumuz bir insanlık kültürü var ve bu kültür
iktidar kurma üzerine kurulu bir kültür. Bugüne
kadar yarattığımız insanlık kültürü az sayıdaki kişilerin
çok sayıda kişi üzerinde tahakküm kurabilmesini
kolaylaştıran bir sistemdi. Onun için buna uyum gösterebilecek
insanlar gerekiyordu. Bu anlamda da eğitimimiz bizi aslında şefkatli
doğamızdan koparma üzerine gelişmiş. Bize ne öğretildi?
“İnsanlar kötüdür ve zayıftır, onun için eğitilmeleri
ve yola getirilmeleri gerekir. Eğer yola gelmiyorlarsa cezalandırılmalılar,
doğruyu bulduklarında da ödüllendirilmeliler”. Bu süreç
içerisinde de bizim şevkatli doğamızla bağımız kopuyor. Ve “ne
derler, ay doğru mu yapıyorum, yanlış mı yapıyorum” kaygılarıyla davranmaya
başlarız. Böyle yaptığımız zaman yaptığımız şeyleri içsel
isteklerimizle, hakikaten hayatı zenginleştirmek için değil, görev
bilinciyle yapmaya başlarız, kendimizi mecbur hisettiğimiz için,
ceza korkusuyla ya da ödül umuduyla davranmaya, konuşmaya başlarız.
Bütün bunlar da bizi seçerek, bilerek, farkında olarak
davranmaktan uzaklaştıran şeyler. Şiddetsiz iletişim bizi yeniden şevkatli
doğamızla bağ kurmaya yöneltecek yardımcı bir araçtır.
“Her eve lazım”
Soru: Siz bu konuya nereden ilgi
duydunuz?
Alevi: 17 yaşında bir oğlum var.
Oğlumun babasından oğlum 7 yaşındayken çok şiddetli ayrıldım,
bütün iletişimi sıfıra indirdim ve çok rahat ettiğimi
zannediyordum. Onun çocuğu ne zaman alacağı belli, ne zaman
getireceği belli, 5 dakika gecikse ben hemen işaret parmağımı sallayarak
“bir dahaki sefere böyle yaparsan çocuğu göremezsin”
gibi konuşmalarla huzurumu bulduğumu sanıyordum. Fakat hayat biz planlar
yaparken devam ediyor ve sürprizler getiriyor. Oğlum 11 yaşına geldiğinde
bir gün karşıma geldi ve “anne ben babamı misafirliğe gider gibi
haftasonları, 40 yılda bir görmek istemiyorum, ben babamla da yaşamak
istiyorum” dedi. Tabii benim başımdan bir kazan kaynar su dökülmüş
gibi oldu. Ben “el aman yardım. Ben o adamla asla yalnız bir masada görüşmem.
Arabulucu mu birileri bize yardım etsin” diye düşünmeye başladım.
Tabii ki seçimim vardı, oğluma baskı yapabilirdim, eski sistem
devam edebilirdi. Tercihim o değildi, arayışa giriştim. Doğru zamanda
doğru kitaplar bazen insanın eline düşer. O günlerde birisi
bana “şiddetsiz iletişim bir yaşam dili” kitabını verdi. Ben o kitabı
bir günde bitirdim ve ilk mektubumu Berlin’deki şiddetsiz iletişm
eğitmenine yazarak yardım almaya başladım. Çok başlangıç
ve ilkel uygulamalarımdan bile o kadar fayda alabildim ki o iletişim sürecini
eski eşimle sürdürebilmek için alıştırmalar öğrenmeye
başladım, seminerlere katılmaya başladım. O kadar etkilendim ki bunu
iş haline getirdim. Sosyal danışmandım, şimdiye kadar uyguladığım hiçbir
yöntem bu kadar etkili değildi. Onun için yaptığım bütün
işleri terk ettim ve bu işin eğitmeni oldum. Her eve lazımdır, benim
hayatımı çok zenginleştiren bir bilgi olduğu için arzu
eden ve isteyen herkesle paylaşıyorum..
Temel ilkeler...
Soru: Herkes sizin Kıbrıs’ta verdiğiniz
seminere katılamadı. Bu konuda seminere katılamayanlara biraz ipucu
verebilir misiniz? Şiddetsiz iletişimin temel ilkeleri nelerdir?
Alevi: Bütün insanlar
dünyanın her yerinde yaptıkları eylemleri, bu eylemler korkunç
eylemler de olsa, bir ihtiyaçlarını karşılamak için
yapıyorlar. Eğer biz insanların eylemlerinin arkasındaki ihtiyaçlarını
duyabilirsek, görebilirsek, fark edebilirsek, onunla bağlantı
kurabilirsek değişim mümkün olur. Evde oğlum birşey söylüyor,
içimize çok kuvvetli duygular uyanıyor. Öğretilmiş
şey nedir? Karşı cevap veriyoruz, eğer şiddetsiz iletişimi bilmiyorsak
kavga çıkma ihtimali çok yüksek. Ya da öğrenilmiş
alışkanlıklarımız var, idare etme gibi.
Aslında şiddetsiz iletişim çok basit, 4 adımda
gerçekleşen bir metod. Birinci adım gözlem. Biz gözlediğimiz
şeye hemen bir yargı veriyoruz “terbiyesiz çocuk nasıl sen
bunu bana söylersin”. Terbiyesiz çocuk olduğu benim
yargım, sen bunu bana nasıl söylersin benim isteğim. Çocuğun
ne yaptığı belli değil? Birinci adım gözlemle, gözleme verdiğimiz
değerlendirmeyi birbirinden ayırt etmek.
İkinci adım benim içimde hangi duyguları tetikliyor,
bunu fark etmek. Ama maalesef aldığımız eğitim ve kültürden
dolayı genellikle duygularımızın pek farkında değiliz. Aksine hızla
düşünmeye başlıyoruz.”vay saygısız çocuk, bunca
sene emek verdim...” gibi şeyler söylüyoruz. Duygular bize
şunu haber veriyor, eğer duygular olumsuzsa “senin bedeninde bir ihtiyacın
karşılanmadı” ya da sevinç duyuyorsak bu duygular bize “vücudunda
bir ihtiyaç karşılandı” diyor. Yani bizim hayatiyetimizin,
canlılığımızın habercisi duygularımızdır. Eğer duygularımızı fark edip
dile getirmeyi öğrenebilirsek sanıyorum çatışmalarımızda
çok fazla netlik ve rahatlama getirebileceğiz. “Bu çocuk
bunları söylediği zaman ben geriliyorum ya da üzülüyorum
çünkü benim saygıya ihtiyacım var, benim duyulmaya
ihtiyacım var” diyebilirsek yani üçüncü adımda
duygularımızın bizi götürdüğü ihtiyaçları
tespit edebilirsek o zaman dördüncü adım somut bir
ricada bulunabiliriz. Karşımızdakine “oğlum sen bunları söylediğin
zaman ben çok üzülüyorum çünkü
benim saygıya ihtiyacım var. Bana bir dahaki sefere şöyle yapabilir
misin” diyebiliriz yani karşındakinin yapabileceği somut bir ricada
bulunabiliriz. 4 adım gözlem, duygu, ihtiyaç, rica. Bu
arada ricalarımız da talep olmamalı.
“Bu zor birşey çünkü ezber
bozuyorsunuz”
Soru: Bu eğitimler sadece iki günlük
seminer olarak mı yapılıyor yoksa daha uzun süreli olanlar
da var mı? Sizce sadece 2 günle metodu uygulamak ve değişimi yakalamak
mümkün mü?
Alevi: Yöntem çok
basit, 4 adım ancak bu zor birşey çünkü ezber bozuyorsunuz.
Şimdiye kadar düşünmeye alıştığımız gibi düşünmeye
devam edemiyoruz. Bu çok zaman isteyen birşey. Bazılarımız
eğitim tornasından fazla fire vermeden çıkmış olabiliyor.
Yani bazıları kendi şefkatli doğalarıyla bağları daha yerinde olabiliyor,
onlar daha hızlı öğrenebiliyorlar. Bazıları da benim gibi bayağı
eğitim tornasındangeçtikleri için epeyi zamana ihtiyaçları
olabiliyor. Bir hafta sonu semineri aldınız, evinize gidince uygulamaya
çalışacaksınız. Bir araya gelip grup çalışmasi pmak çok
faydalı. Çünkü bunu kitap okuyarak öğrenemezsiniz.
Bunu uygulamak için pratik yapmak lazım. Ben şiddetsiz iletişime
başladıktan 3 sene sonra sertifika alma sürecine geldim. 3 yıla
dağılmış olarak 56 seminer günü yaptım, hatta ilerledikçe
bir haftalık yoğun seminerler yaptım. Ancak öylelikle katı düşünce
kalıplarım biraz yumuşayabildi, yeniye açılabildim. Yüreğim
açılabildi. Öğrenmenin en önemli yanlarından bir tanesi
kendinizle empatinizin gelişmesi. Bahsettiğim 4 adım aslında empatik bağlantı
kurmanın anahtarıdır. Kendimizle ne kadar iyi empatik bağ kurarsak yüreğimiz
o kadar açılacağı için aynı zamanda başkalarıyla da empatik
bağ kurabilecek duruma gelebiliyoruz. Özetle eğer değişim istiyorsak
önce bağlantı kurmanın yollarını bulacağız, eğer bağlantı kurabilirsek
bağlantıyı itiyaçlar temelinde kuracağız ondan sonra “bunları gözetecek
nasıl bir değişim yapabiliriz” diye düşüneceğiz.
26/04/2008
http://www.yeniduzengazetesi.com/template.asp?articleid=207&zoneid=8
|